10 Temmuz 2025 Perşembe

1995 Şampiyonlar Ligi Finali

24 MAYIS 1995 AFC AJAX - AC MILAN 



Viyana Ernst Happel stadyumunda yaklaşık 50bin kişiye karşı harika bir atmosferde oynanmış 1995 yılı Şampiyonlar Ligi finali oldukça sıkıcı başlamış bir maçtır aslında. Gruplarda iki kez karşı karşıya gelmiş olsalar da özellikle Milan’ın rakibini tartmak olduğunu düşündüğüm tutuk oyunu nedeniyle ilk yarının ortalarına kadar oldukça keyifsiz, temposuz ve heyecansız geçmiştir final maçı. 

Fabio Capello'nun ana planı 4-4-2 gibi gözükse de maç içinde özellikle ilk yarının ortaları itibariyle orta sahanın savunma kurgusu Ajax üçlüsünün önündeki Frank Rijkaard'ı, AC Milan dörtlüsünün önünde de Jari Litmanen'in etkinliğini sınırlamak için 4-1-3-2'ye evrilmiştir. Hücum yerleşiminde solda gözüken Zvonomir Boban savunma yerleşiminde Rijkaard’ın önünü kapatmak için orta yuvarlağa dönmüş, Litmanen ve Ronald de Boer arasına da aslında Demetrio Albertini'nin sağında ortada konumlanan Marcel Desailly geçmiştir. Bu kayma aslında sonuç da vermiş, ilk yarının ortalarına kadar tutuk gözüken Milan etkinliğini de arttırmıştır. 

Milan'ın özellikle Chiristian Panucci ile çıkışları can yakacak gibi gözükse de her iki takım adına en ciddi atak ilk yarının sonunda Roberto Donadoni'nin kestiği topu ceza sahası içinden mermi gibi bir yarım voleyle Edwin Van Der Saar'a nişanlayan Diego Simone'den gelmiştir. 

Bu arada maçın en unutulmaz anı, ceza sahası içinde Litmanen'in kafasının üstündeki topu uçan tekmeyle uzaklaştıran Marcel Desailly'i saha kenarında taklit ederek isyan eden Van Gaal'in uçan tekmesidir. 

Milan ileri uçta Daniele Massaro ve Marco Simone'yi kullansa da çift forvetli bu sistem bence sonuç vermemiştir. Simone ekstra etkisiz gözükmekle birlikte bu ikiliye rağmen Ajax savunmadan çok rahat çıkmayı başarmış, önemli bir bölümde de Rijkaard üçlünün önünde çok rahat top dağıtmıştır. Çözüm Boban'ı ortaya çekip alanı daraltmaktan ziyade Simone ve Massaro'nun ara ara yaptığı presin şiddetini o yıllar için bile olsa biraz daha yükseltmek olabilirmiş rahatlıkla. Ajax'ın bu rahat çıkışları karşısında Milan'sa özellikle rakibini tarttığı anlarda savunmada sürekli olarak Rossi'nin uzun toplarıyla çıkmaya çalışmış, bu da Ajax savunmasından geri dönen toplara ve zevksiz bir futbola neden olmuştur. Milan'ın hücum kurgusunu biraz akıllı yönettiği anlardaysa Donadoni ve Panucci'nin kullandığı kanat etkinliğini göstermiş, özellikle Panucci ciddi sızmalar yapmıştır. 

İlk yarıda her iki takım adına yapılabilecek en önemli eleştiri de muhtemelen Ajax'ın orta mesafe paslarda, Milan'ın ise orta, uzun, kısa fark etmeyecek şekilde kötü ve isabetsiz pas kullanmaları olacaktır. ikinci yarıyla birlikte Milan orta sahasındaki kaymalar yerini Boban'ın 10 numaraya daha yakın durduğu bir yerleşime bırakmıştır. Ancak Capello bunu yaparken Massaro'yu daha da geriye çekmiş, orta sahayı kalabalıklaştırmış, hatta Albertini'yi de Desailly'ye yakınlaştırmıştır. Bunun karşılığında ise Louis Van Gaal önce Ronald De Boer'i, Clarence Seedorf'un pozisyonuna çekip stoperlerle daha iyi boğuşabilecek, hava toplarını indirebilecek ve derinde top alabilecek Nwankwo Kanu'yu oyuna almış sonra da bir şampiyonlar ligi finalinde gol atan en genç oyuncu olacak Patrick Kluivert'i Litmanen'in yerine sokmuştur. 

Sonuçta Ajax topun ve oyunun tek hâkimi olurken, Milan daha da geriye yaslanmış ve hızlı çıktığında Simone'yi biraz daha yalnızlığa itmiştir. Van Gaal tüm bunları yaparken Capello ise 34 yaşındaki, oyundan düşmüş Massaro'yu ve ileri geri koşmaktan enerjisi tükenmiş Boban'ı oyundan almakta oldukça geç kalmıştır. Neredeyse altıya altı ve saçma sapan bir ofsayt taktiğiyle yakalandıkları (ki ofsayt çizgisini bozan da durumun farkında olduğu için elini kaldırıp kaçmaya çalışan Albertini'dir) bir pozisyonda altı pasa girerken gol vuruşunu yapan Kluivert'in yanında kayarak müdahaleyi yapmaya çalışan da ne stoperler ne de pozisyonunu kaybetmiş Maldini'dir; gene Boban'dır. Yazıktır ki Capello'nun aklı başına ancak golü yedikten sonra gelmiş, Boban'ı çıkartarak yerini Lentini'yi almıştır. Massaro'da muhtemel bir kramp yüzünden sekerek saha kenarına gelmiş ve kendini oyundan çıkartarak yerini maçın son dakikalarında Stefano Eranio'ya bırakmıştır. 

Neticesinde Van Gaal golü bulacağı hamleleri yapacak cesareti göstermiş, oyun planına sadık kalmış ve maçı almayı başarmıştır. Capello ise değişikliklerde geç kalmış ve sürekli takımı geri çekerek galibiyete gidecek yolu kendi elleriyle kapatarak maçı kaybetmiştir.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder