11 Temmuz 2025 Cuma

1996 Şampiyonlar Ligi Finali

22 MAYIS 1996 AFC AJAX - JUVENTUS



Tarihin en özel takımlarından ikisinin kulüp takımları düzeyinde en büyük kupanın finalinde karşı karşıya geldiği maç; Lippi'nin Juventus'u ve Van Gaal'ın Ajax'ı.

Juventus için arka arkaya üç sezon şampiyonlar ligi finali oynayacakları bir dönemin başlangıcıdır.
Ajax ise sahaya, bir önceki senenin Milan'ı yenerek şampiyonlar ligi kupası sahibi olmuş takımı olarak çıkar. Bununla birlikte geçen sezona göre Rijkaard, Overmars ve Seedorf'u kaybetmişlerdir.

Bu maçta geçen senenin finalinde Rijkaard'ın savunma önünde aldığı serbest oyun kurucu rolü Frank De Boer ve Danny Blind arasında bölüşülmüş görünmektedir. Bölüşülmüş diyorum çünkü üçlü savunma hattında kenarlardaki Silooy ve Bogarde'dan birisi hareketlendiğinde (ki bu büyük oranda Bogarde olur) açığı kapatan Frank De Boer görünmekte, Danny Blind ise orta saha önünde daha serbest bir oyuncu görüntüsü vermektedir. Bogarde'in orta sahaya daha yakın pozisyon aldığı, Silooy ve Frank De Boer'in stoper ikilisi olarak kaldığı savunma çizgisi Ajax adına genel savunma yerleşimi olarak göze çarpmaktadır. Kenar stoperler orta sahaya birlikte kayarak Blind'le yeni bir savunma – orta saha çizgisi oluşturduklarında da gene en arkada libero misali kalır De Boer.


Bu kayma ne yazık ki beklenen sonucu vermemiştir; maçın daha onuncu dakikasında, Bogarde'ın biraz önde yakalandığı bir pozisyonda ceza sahasına gönderilen top Frank De Boer ve Van Der Saar arasında kalınca arkalarına seken topu Ravanelli kale çizgisine paralel bir vuruşla ağlara göndermiş, birinci sınıf bir gol atmıştır. Kısacası kenar stoperlerin ileri hareketlendiği anlarda savunma çizgisinde kalan De Boer – Silooy veya Bogarde - De Boer ikilisi alarm vermektedir. İlk yarının sonlarına doğru Deschamp'ın gene son adam frank de Boer'in hamlesinden kurtardığı bir pozisyon daha vardır mesela. Deschamp kaleciyi hafif çaprazdan gördüğü pozisyonda iyi bir vuruş yapsa veya pas opsiyonu aramayı aklına getirse belki de maç ilk yarıda 2-0 olacaktır. Kaldı ki maç boyunca Deschamp, yanındaki Conte'ye göre çok daha fazla geride kalan isimdir.

Ajax'ın ileri çıkışları sırasında savunma ve orta saha göbeği arasında bıraktığı alan genelde Litmanen'in geriden gelip pozisyon aldığı oyunla doldurulmaya çalışılmış gibi görünmekle beraber, pozitif oyun kurulumunda problem yaratmaktadır. Sosa'nın en arkaya konumlandırıldığı Juventus orta sahası gole kadar olan bölümde ne Conte ne de Deschamp'la alanı rakibe vermemiştir.

Oldukça sert ve tempolu ilk yarı, golden sonra biraz daha geriye yaslanan Juventus’un yarı sahasında geçer ama Ajax'ın Finidi ve Musampa'lı kanatları, hareketli Kanu ve Litmanen'li ileri ucu ciddi bir tehlike yaratamaz. Bu hareketli pas oyunu sonuç vermese de Ajax ilk yarının sonunda biraz da Peruzzi'nin hatasıyla (ceza sahasına inen topu uzaklaştırmayı başaramaz) akan oyunda bulamadığı golü bir serbest vuruşta oluşan karambolde bulur. Önünde bulduğu topu altıpas içinde kaleye gönderen Litmanen onuncu şampiyonlar ligi maçında dokuzuncu golünü atar. Bu golle birlikte altı gollü Raul, Del Piero gibi isimleri geride bırakan Litmanen şampiyonlar liginin o sezon en golcü oyuncusu olur.

Maç tempolu ve serttir, tabir-i caizse kemik sesleri gelir. Öyle ki ilk yarının son dakikalarında Davids'le boğuşan ve ileri geri koşan Conte sakatlanıp yerini Jugoviç'e bırakır.

İkinci yarıda oyun bölüm bölüm her iki takımın da kontrolüne geçmektedir ancak Juventus'un geriden uzun toplarla çıktığı anlar hem oyunun ölmesine hem sürekli top kovalayan Vialli'nin yorulmasına hem de Ravanelli'nin oyundan düşerek maçta kaybolmasına neden olmuştur. Top yere indiğinde ise Juventus ne kadar tehlikeli olabileceğinin sinyallerini vermeye devam etmiştir. Takip eden dakikalarda Padovano da zaten Ravanelli'nin yerine oyun girmiştir; ki o Padovano Ajax savunmasını hareketli oyunuyla hele de açık alanda yakaladığında oldukça da zorlamıştır. Bu arada Ajax da ikinci yarıya Kluivert'i Kiki Musampa'nın yerine oyuna almış, onu santrafora, Ronald De Boer'i onun pozisyonuna, Kanu'yu da De Boer'in rolüne atmıştır. İkinci yarının başlarındaysa bu kez Ajax adına Frank De Boer sakatlanarak oyundan çıkmış, Silooy'u onun pozisyonuna çeken Van Gaal oyuna Scholten'i sokmuştur. Kısacası bir Hollanda takımından beklendiği gibi, herkes herkesin rolüne – pozisyonuna geçebilmektedir.
Küçük de bir hatırlatma:
Ronald De Boer bir yıl önceki finale Ajax'ın en uçtaki oyuncusu olarak başlamıştır…

Aslında aradan geçen bir sene içinde, iki final arasında Ajax'ın futbolunda Rijkard'ın varlığı dışında yeri doldurulamamış bir eksik görme imkânı çok yok. Seedorf ve Overmars'ın yokluğu elbette ki oyunun akışına dair eksikler doğurmaktadır ama o oyuna hükmetme anlamında Rijkard'ın yokluğu çok daha büyük bir eksiklik olarak göze çarpmaktadır. Capello'nun aksine Lippi ise, Ajax'ın teoride doğru işleyen üçlü savunmasının defolarını atağı gözeten ileri üçlüsüyle sarsmayı başarmıştır. Juventus ön alandaki presini golü bulduktan sonra denemeye devam etse, oyunu Ajax ceza sahasına daha yakın oynamaya çalışsa belki de farkı açacağı bir maç bırakacaktı arkasında. Özellikle uzatmalarda yakaladığı net pozisyonlar vardır.

Uzatmalarda da genel görüntü çok değişmez. Oyun bölüm bölüm iki takımın hakimiyetinde geçer. Van Gaal'in uzatmalarda Ronald De Boer yerine oyuna aldığı Norden Wooter sol kanatta pek çalışmaz, pozisyonları harcar ve pek iyi bir görüntü vermez. Juventus ise hem akan oyunda hem de duran toplarda biraz daha net pozisyonlar bulur ama sonucu değiştiremez.

İlk yarısı teknik açıdan daha kaliteli, uzatmalar da dahil ikinci yarı biraz karambol futboluna dönmüş bir maç olur neticede. Ajax adına yorgunluk biraz daha belirleyici bir faktör olmuş diye düşünüyorum. Tüm bunlara rağmen ara ara saha kenarında pürosunu tüttürürken, dumanların arasında tüm karizmasıyla kendini gösteren Lippi'nin Juventus'u özellikle orta sahasının gücüyle Ajax'ın hareketli, oyuncularının pozisyonlara bağlı kalmadan oynadığı yaratıcı futbolunu durdurmayı başarmış, kendisi de oldukça iyi bir futbol izletmiştir.

Maçta tek tek oyuncu performansı övmek pek kolay değil. Juventus cephesinde çıkana kadar Conte de, Deschamp da orta sahayı kapı gibi savunmuş, Toricelli fazlasıyla soldan bindirmiştir. Öyle ki, ikinci yarının sonunda da kramp girdiği için normal süreyi saha kenarında tamamlamıştır. Muhtemelen bundandır ki Lippi, oyuna yeni giren Wooter'ı savunmak için onun olduğu Kanada Pessotto'yu almış, Toricelli de maçı sağ bekte tamamlamıştır. Ajax cephesinde de ilk bölümlerde Litmanen sahanın her noktasında kendisini göstermiş ve oyun kurulumunda baş aktör olma rolünü üstlenmiştir. Bu noktada başa dönmüş olacağım ama Blind ne yazık ki işin hücum daha doğrusu oyun kurulumu tarafında çok yeterli olamamıştır. Frank De Boer de muhtemelen Ajax tarihinde en çok da bu maçta gole neden olan hatasıyla hatırlanıyordur. Özellikle Ajax'ın yorgunluk alametleri gösterdiği maçın son bölümleri de dahil Edgar Davids de müthiş bir direnç göstermiştir. Gene ne yazık ki penaltılara giden maçta ilk penaltıyı kullanmak da ona nasip olmuş ve penaltıyı Peruzzi'ye nişanlamıştır...


Penaltılarda Juventus adına sırasıyla Ferrara, Pessotto, Padovano ve Jugovic köşeyi tahmin etmesine rağmen Van Der Saar'ı avlamayı başarmıştır. Özellikle Pessotto ve Jugovic'in aynı köşeye gönderdikleri penaltılar ders kitaplarına girecek niteliktedir. Ajax cephesinde ise Davids'den sonra dördüncü penaltıda Silooy da topu Peruzzi'ye teslim ederek kupayı Juventus'a vermiştir.

Sonuç olarak; teknik açıdan izlemesi son derece keyifli, çok özel iki takımın maçıdır bu. Oynayanların tarihin en özel takımlarından ikisi; Van Gaal'ın Ajax'ı ve Lippi'nin Juventus'u olmalarından öte bir hikayesi yoktur maçın ama benim hayatım boyunca izlediğim en güzel şampiyonlar ligi finallerinden de birisidir...

10 Temmuz 2025 Perşembe

1995 Şampiyonlar Ligi Finali

24 MAYIS 1995 AFC AJAX - AC MILAN 



Viyana Ernst Happel stadyumunda yaklaşık 50bin kişiye karşı harika bir atmosferde oynanmış 1995 yılı Şampiyonlar Ligi finali oldukça sıkıcı başlamış bir maçtır aslında. Gruplarda iki kez karşı karşıya gelmiş olsalar da özellikle Milan’ın rakibini tartmak olduğunu düşündüğüm tutuk oyunu nedeniyle ilk yarının ortalarına kadar oldukça keyifsiz, temposuz ve heyecansız geçmiştir final maçı. 

Fabio Capello'nun ana planı 4-4-2 gibi gözükse de maç içinde özellikle ilk yarının ortaları itibariyle orta sahanın savunma kurgusu Ajax üçlüsünün önündeki Frank Rijkaard'ı, AC Milan dörtlüsünün önünde de Jari Litmanen'in etkinliğini sınırlamak için 4-1-3-2'ye evrilmiştir. Hücum yerleşiminde solda gözüken Zvonomir Boban savunma yerleşiminde Rijkaard’ın önünü kapatmak için orta yuvarlağa dönmüş, Litmanen ve Ronald de Boer arasına da aslında Demetrio Albertini'nin sağında ortada konumlanan Marcel Desailly geçmiştir. Bu kayma aslında sonuç da vermiş, ilk yarının ortalarına kadar tutuk gözüken Milan etkinliğini de arttırmıştır. 

Milan'ın özellikle Chiristian Panucci ile çıkışları can yakacak gibi gözükse de her iki takım adına en ciddi atak ilk yarının sonunda Roberto Donadoni'nin kestiği topu ceza sahası içinden mermi gibi bir yarım voleyle Edwin Van Der Saar'a nişanlayan Diego Simone'den gelmiştir. 

Bu arada maçın en unutulmaz anı, ceza sahası içinde Litmanen'in kafasının üstündeki topu uçan tekmeyle uzaklaştıran Marcel Desailly'i saha kenarında taklit ederek isyan eden Van Gaal'in uçan tekmesidir. 

Milan ileri uçta Daniele Massaro ve Marco Simone'yi kullansa da çift forvetli bu sistem bence sonuç vermemiştir. Simone ekstra etkisiz gözükmekle birlikte bu ikiliye rağmen Ajax savunmadan çok rahat çıkmayı başarmış, önemli bir bölümde de Rijkaard üçlünün önünde çok rahat top dağıtmıştır. Çözüm Boban'ı ortaya çekip alanı daraltmaktan ziyade Simone ve Massaro'nun ara ara yaptığı presin şiddetini o yıllar için bile olsa biraz daha yükseltmek olabilirmiş rahatlıkla. Ajax'ın bu rahat çıkışları karşısında Milan'sa özellikle rakibini tarttığı anlarda savunmada sürekli olarak Rossi'nin uzun toplarıyla çıkmaya çalışmış, bu da Ajax savunmasından geri dönen toplara ve zevksiz bir futbola neden olmuştur. Milan'ın hücum kurgusunu biraz akıllı yönettiği anlardaysa Donadoni ve Panucci'nin kullandığı kanat etkinliğini göstermiş, özellikle Panucci ciddi sızmalar yapmıştır. 

İlk yarıda her iki takım adına yapılabilecek en önemli eleştiri de muhtemelen Ajax'ın orta mesafe paslarda, Milan'ın ise orta, uzun, kısa fark etmeyecek şekilde kötü ve isabetsiz pas kullanmaları olacaktır. ikinci yarıyla birlikte Milan orta sahasındaki kaymalar yerini Boban'ın 10 numaraya daha yakın durduğu bir yerleşime bırakmıştır. Ancak Capello bunu yaparken Massaro'yu daha da geriye çekmiş, orta sahayı kalabalıklaştırmış, hatta Albertini'yi de Desailly'ye yakınlaştırmıştır. Bunun karşılığında ise Louis Van Gaal önce Ronald De Boer'i, Clarence Seedorf'un pozisyonuna çekip stoperlerle daha iyi boğuşabilecek, hava toplarını indirebilecek ve derinde top alabilecek Nwankwo Kanu'yu oyuna almış sonra da bir şampiyonlar ligi finalinde gol atan en genç oyuncu olacak Patrick Kluivert'i Litmanen'in yerine sokmuştur. 

Sonuçta Ajax topun ve oyunun tek hâkimi olurken, Milan daha da geriye yaslanmış ve hızlı çıktığında Simone'yi biraz daha yalnızlığa itmiştir. Van Gaal tüm bunları yaparken Capello ise 34 yaşındaki, oyundan düşmüş Massaro'yu ve ileri geri koşmaktan enerjisi tükenmiş Boban'ı oyundan almakta oldukça geç kalmıştır. Neredeyse altıya altı ve saçma sapan bir ofsayt taktiğiyle yakalandıkları (ki ofsayt çizgisini bozan da durumun farkında olduğu için elini kaldırıp kaçmaya çalışan Albertini'dir) bir pozisyonda altı pasa girerken gol vuruşunu yapan Kluivert'in yanında kayarak müdahaleyi yapmaya çalışan da ne stoperler ne de pozisyonunu kaybetmiş Maldini'dir; gene Boban'dır. Yazıktır ki Capello'nun aklı başına ancak golü yedikten sonra gelmiş, Boban'ı çıkartarak yerini Lentini'yi almıştır. Massaro'da muhtemel bir kramp yüzünden sekerek saha kenarına gelmiş ve kendini oyundan çıkartarak yerini maçın son dakikalarında Stefano Eranio'ya bırakmıştır. 

Neticesinde Van Gaal golü bulacağı hamleleri yapacak cesareti göstermiş, oyun planına sadık kalmış ve maçı almayı başarmıştır. Capello ise değişikliklerde geç kalmış ve sürekli takımı geri çekerek galibiyete gidecek yolu kendi elleriyle kapatarak maçı kaybetmiştir.